metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Nedir Şu Kemalist Siyasal İslamcı Kamplaşması

HÜSEYİN ALAN
04.06.2026

Bu polemiğin tarihsel kökenini, oluş şartlarını tahlil etmemişsek aşağıdaki söyleyeceklerimiz anlaşılmayacak!

Bu iki politik zümre Osmanlıda iktidar sınıfıydı: Askeriye, İlmiye, kalemiye olarak. 

Sanayileşmeyle kırılma yaşayan tarihsel dönemeçte yeni bir dünya kuruluyordu, bu dünya düzeninde eski devletlerin, hassaten imparatorlukların yeri yoktu. Dolayısıyla ümmetçi/kozmopolitik/karışık milletler topluluğu çözülecek, yerine ulusçu/millici laik toplumsal yapılar, ulus/milli devletler geçecekti.

Osmanlı bu değişimin önünde duramıyor, eski halini de yeniden üretemiyordu. Kısaca bu nedenle diyelim modern dünya devletleri arasında yerini muhafaza etmek için idari, askeri, hukuki, eğitim alanı başta bir dizi reformlara başladı. Modern eğitimden geçenler yeni devletin ve toplumun ihtiyaç duyacağı elemanlardı. Devlet idari kadroları böylece değişmeye başlamıştı.

Osmanlıyı yıkıp yerine cumhuriyeti kuracak olanlar da bunlardı; İslamcılar da bu ekiptendi.

Cumhuriyeti kuranlar boş bir arazide devlet kurmadı; sıfırdan bir millet yaratmadı: Toprak kaybetmiş Osmanlıda askeri darbeyle yönetimi ele geçirdi. O günkü dünya düzeni de bunu hem icbar etmiş, hem de desteklemişti. Alman imparatorluğunun, Rus çarlığının başına gelende buydu..

İttihad-ı Osmanisi, İslamcısı, Batıcısı Türkçüsü müştereken ittihatçıydı. Tümü “terakkiciydi.”Monarşinin kaldırılmasını, cumhuriyetin kurulmasını istiyordu. Kentleşme, sanayileşme, kalkınma, askeri olarak güçlenme taraftarıydılar. Böylece muasır medeniyete terakki edeceklerdi.

Aralarındaki uslup farkı ayrışmaya neden oldu: Şimdiki muhafazakarların dedeleri bu işleri dini terk etmeden, diğerleri ya dini terk ederek, ya da dinde reform yaparak devam edelim diyordu. 

Din terakkiye mani midir, değil midir tartışması bu bağlama br şartlara aittir. Tartışılan şey terakkinin niteliği değildi ama. Batının şununı alalım bununu almayalım çelişkisi de burası kaynaklıydı..

Cumhuriyet kurulduğunda iktidarı ele geçirenler islamcıları tasfiye etti. Finans kaynakları, eğitim imkanları, devlette iş imkanları ellerinden alındı. İtibarsız bırakıldılar..

Burda iki şey öne çıkar: 1, türkiyenin bu günkü toplumsal-siyasal-kültürel tartışmasının ve kamplaşmasının arka planı, temeli burda yatıyor. Burası anlaşılmadan bu gün anlaşılmayacak. 2, muhalefete geçen siyasal islamcı dahi “materyalist” terakkicidir. Bu terakkinin dini telakkiyi, maneviyatı, zihniyeti değiştireceğini o günküler bilmiyordu, arkadan gelen bizler tecrübe ile bildik. O halde bu kamplaşmanın gerçeği sanılanın be anlatılanın dışında bir yerde. 

Dolayısıyla bu gün sıklıkla ihtiyaç duyulduğu söylenip durulan ahlak, maneviyat eksikliği söyleminin maddi alemde bir karşılığı yoktur, çünkü bu madfi alemi o terakliciliğin teolojisi düzenlemektedir. İkisi arasındaki bağı kopartanlar bu günkü şikayetlerinde haklı sayılamazlar. 

Buradan siyasal islamcının kavgasının temel nedeninin, kaybetyiği pozisyonu yeniden ele geçirmek mi, İslamı getirmek mi olduğu tartışılabilir ancak reel politiği okuyanlar ikinci şıkka yer vermezler..

Cumhıriyet kurulduktan sonra idrolojik ikna bakımından çok başarılı olmuştur. 
Tez, İslamı Arabın dini, Muhammed Arap, kitabı Arapça olarak ortaya çıktığında,

Antitez doğal olarak dinini (yeni) Türkçe dil sınırları içinde anlayan, Türklere has, Türk yurdunda yaşanır, Türk tarihinde  görülür şeklinde oldu. 

Bu durumda lazım gerek “ötekisi” kim olacaktı? Kestirmeden gidersek Kemalizm! 

Böyle olmasını isteyenler Kemalistlerdi, çünkü kendileri ileriyi, din geriyi temsil etsin istiyordular. Terakkicilik tekellerindeydi! Çünkü iktidardılar. Dindarlarsa zorunlu olarak savunmadaydı. 

Siyasal İslamcılar uzun süre “kimlik” tartışması yaptığında, ötekisi olmadan yeni bir kimlik inşa edemediklerini gösterdiler. Çünkü islami kimliğin verili olduğunu unutmuşlardı!.. 

Memlekette millicilik ve yerlicilik propagandası o kadar başarılıydi ki, dindarın dini telakkisi değişime uğramış, muhalefetin verdiği özgüvenle kapalı toplum olarak kendini yeniden üretmişti: Şunun şurası 100 yıllık bir geçmişe sahip olsa da (1950’de ideolojik olarak bitirilecektir) anti-Kemalist “kabile” değerleriyle kimliklenen, anti-tezi Osmanlıcılık olan bir kavrayış yayıldı. Din bu çerçeveye sıkıştırıldı.

Sanırsın dünyada Kemalistler hükümran, dünya Kemalistler ve kendilerinden ibaret! Zihin dünyadısının kısırlığıydu bu.

Uluslaşma çağıyla başlayan “Kur’an Arapların kitabı, Muhammed Arap, kitap da Arapça” zorunlu teformist yaklaşıma vevap nasıl verilecekti?

Hayır “Türk ulusunun”, “Türkçe Kur’an”, “Türkçe ibadet” olarak!..

“Kasaba aklı” derler buna! Kabile kimliği de. Diyanet, Kur’an kursu, İmam Hatip, İlahiyat, iflas ettiği için yerini üni-ver-site’ye kaptırmış medrese ve Özal sonrasının sivil akledişi. 

Yanlış anlaşılmaya, burda maksat bir yerleri, şahısları, zümreleri vs tahfif etmek değildir, işin doğasını anlamaktır. Çünkü “bazı işler” herkesin işi olmaz!..

I. Dünya savaşı sonrası öyle icap ettiği ve uluslararası şartlar desteklediği için Osmanlıyı darbeyle yıkıp cumhuriyeti kuranlar, bu aklediş mensuplarını devletten, devlet imkanlarından mahrum bırakmıştı. İşsiz, mesleksiz ve itibarsız kalanlar için “ötekisi” artık belliydi. Dolayısıyla “dava” da belli olacaktı: Kaybedilmiş pozisyonu tekrar ele geçirme!..

Bu özet tarihsel bağlam anlaşılmazsa, memlekette neler olup bittiğini, kimin ne davası güttüğünü anlayamayız!..

Kemalizm bir ideoloji falan değildir, aydınlanma ideolojilerinin yerel bir versiyonuydu. Dolayısıyla ötekisi bu olanların dini de doğal olarak yerelleşecek; yerel kavgada istihdam edilecekti..

Post-modern çağ 1980’de resmen başlatılmıştı: Modern ideolojiler ve yerel uzantıları kökten bitirileli çok oldu. Çünkü tasfiye edildiler. Buna rağmen Kürtçülük, Alevilik gibi yerel kimliklerin kendini ifadesine alan açılacaktır. Açılan alanın kendilerini değiştireceğinden habersiz yerel kimlikler, modernist/kemalist baskıdan kurtuluşun hevesiyle işin sonuna bakmıyordu. 

Kimliğini anti-kemalizm temelli kuranların şaşkınlığı neden ve hala bitmiyorsa, Kemalistlerin şaşkınılığı da aynı nedenle ve hala bitmiyor. Bunlar birbirine muhtaç, çünkü küreselleşen dünyada ufukları “milli-yerli” sınırları aşamıyor! Birbirlerini besliyorlar!..

Yazının temasını absürt bulanlara bir tek şey söyleyelim: CHP’nin ve iktidar dahil diğer partilerin, hatta meşhur sivil örgütlerin “tüzüklerine” bakınız! Hepsinin banka olduğunu ama bazılarının osmanlı bankası olduğunu göreceksiniz!..

Amerika global oyunu güzel oynuyor! Arada “mızıkçılık” yapanları ve ayak bağı olanları tedip etmekten de geri durmuyor!

Siz bakın bu oyunda rolü en güzel kim oynamaya hevesli. Birileri kemalizmle falan yatıp kalkıyorken!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Sayenizde Kurban