Garip bir yer dünya... Karanlığı aydınlığın içine karıştırıp sevdirmeye çalışanların egemen olduğu bir dünya burası. Eksikler üzerinden düzenbaz sözcüklerle zihinler alaşağı edilmeye müsait bir yer. Eksik dememden kasıt, enkaza dönüşen zihinlerin yol haritasından mahrumluğu aslında. "İnsanlık bir tarafa kötüler bir tarafa!" sesinden sonra nereye gideceğini nerede duracağını bilmeyen, böylesi bir durumda bile kararsızlık içinde kıvranan zihinlerin meşgul ettiği cüsselerden bahsediyorum. Bunların yönü sislidir genelde. Düşünüş itibariyle doğallık hâlinden mücerret edilmişlerdir. Yürekleri mi? Çoktan kenara kıstırılmış, korkutulmuş ve kuşatılmış vaziyettedir. Bunlar bir köşeye çekilip tefekkür etmeyi hız içinde kıvranan bedenlerine yapılmış ihanet addederler.
Bu durumun azı çoğu hepimizde bulunuyor. Hepimiz küresel suçun küçük veya büyük oranda ortakları olma yolunda ilerliyoruz. Sloganlar atarak iyinin yanında olduğumuzu beyan ederken; yaşantılarımız efendilerimizin bize yakıştırdığı giysileri giyme telaşında. Ne yazık ki sinelerin içi tıka basa yanılgı dolu. Giderek büyüyen çöküşe karşın koca bir kibirlilik hali mevcut. İnsana ürperti veren akıl almaz bir sessizlik adeta süreğen hastalık gibi. Tarihte görülmemiş şiddette sesimizin çıkması gerekirken ne yazık ki daha önce hiç susmadığımız kadar susuyoruz. Kişiliğimiz gün be gün siniyor, cesaretimiz ise pıhtılaşıyor. Yanlışın zirvede olduğu dev bir gösteri alanına döndü dünya. Gösteriye yoğun ilgi gösteren bizler sayesinde ardı ardına ölümler yüklenmiş yeni bölümler yayınlanmaya devam ediliyor. Bir anlamda insanlık, talep etmediği halde, zincirlerini çözememe acziyeti nedeniyle seyirci olma durumundan kurtulamıyor.
Bu iğrençlik hâli bir yandan her tarafı sararken diğer yandan uyutanları cesaretlendiriyor. Uyumaya düşkün olanlar öldürmeye meyilli olanları harekete geçirmede büyük pay sahibi. Belki kelimelerin ifade etmede aciz kaldığı bir gerçeklik durumu var. Ancak bütün insanî vasıflarını yitirmiş kaos, yıkım ve mütemadi kötülük girişimleri ne yazık ki insanlığı azar azar ancak büyük kitleler halinde uçuruma sürüklüyor. Her gün yeni bir katliam, yeni bir yerle bir etme haberi ile insanlık enkaza dönerken, insanlar da yığınlara dönmüş durumda. Bu yığınlar merhameti ve iyilik talep ettiğini söylüyor; fakat karmaşık bir düşünce hâkim tüm hücrelerine. Bu yığınlar adaletin yanında olduklarını söylüyor; fakat adeta koca binalara asılan ve içinde "yalancıyız ama güçlüyüz" yazılan pankartlar çarpıyor yüzlerine. Yalancısınız bayım! Hem de çorabınızdan kravatınıza, bakışınızdan duruşunuza, söyleminizden eyleminize kadar!
Yalancısınız!
Çünkü ayaklar altında can çekişen insanlığa karşı ayaklanmadınız. Bilakis izlenmesi keyif veren bir görüntüyü izler gibi izlediniz. Duruşunuzdan ve adalet anlayışınızdan ödün vermeden var gücünüzle güçlünün darbelerini alkışladınız. Çocuklar ölürken kahveyi yudumlamaktan ayrı bir tat aldınız. Bataklıkta bocalarken üstünüz kirlenmesin diye yatırımlar yaptınız. Kirlendiniz bayım! Hem de çocukların bedenlerinden, annelerin yüreğinden akan kanla... Kaybettiniz bayım! Cebinize inen milyonların telafi etmesi mümkün olmayan umutları söndürdüğünüz için gerçek bir kaybedişle kaybettiniz.
Yalancısınız!
Çünkü daha önce Musa'yı da terk ettiniz. Firavun'un yurduna aşık oldunuz. Orayla sağlam bir dünyalık bağ kurdunuz. Aslında boğazlanan çocuklar da umurunuzda değildi, onuruna kast edilen özgürlükler de! Samiri için Harun'a sırt döndünüz. Musa dönünceye kadar kölelik ruhlarınıza sindi. Siz kölesiniz bayım! Gücü ve milyonları olan zincirsiz kölelersiniz. Zira satılık ruhlara, kirlenmiş kalplere, ar içermeyen zihinlerin köle olmaları için zincirlere gerek yoktur. Mahpusa ne gerek var? Siz koca evrende olsanız dahi ruhlarınız ferahlık ve selametten mahrum darlık çekecektir.
Yalancısınız!
Gerçekte ne İbrahim'i anladınız ne yürüdüğünüz yolda balta tutmayı bildiniz. Bu yüzden İbrahim de yalnızdı balta da... Yalnızlığına, duruşuna, sesine, hakikate çağrısına cevap vermediniz. Put inşa etmeyi daha çok sevdiniz. Aslında siz ağırlığı olmayan yapraklar gibi her tarafa savrulmaya mahkumsunuz. İbrahim'i anlamayanın baltadan yoksunluğu kaçınılmazdır. Bu yüzden çağlar boyu putların karşısında kölelik yaptınız. Kölesiniz bayım! Özgürlüğü güçte ve zulümde arayan köleler...
Hem öldürmeyi hem yalan söylemeyi ilke edinmiş ve öldürme şerefine kadeh kaldırmış yalancılar sürüsü durdurulmak, alt edilmek, yok edilmek zorunda. Aksi takdirde bizler ömrümüzü amaçsız bir oyalama ve kendimizi kandırdığımız büyülü bir yaşantıda heba etmekle sürdürmek zorunda kalacağız. Dünyaya zulüm çökünce vicdan ve merhamet ya dirilmeye ya da ölmeye başlar. Bunun başka bir seçeneği yoktur. Zulüm insanın hayatına kast eden zalimler peydahlar. Zalim zulüm yapar, zulüm zalimler doğurur. İnsanlığın vicdan yönü ağır basınca zulüm çöküşe geçer. Merhamet vicdanlarda yer edindikten sonra zalimlerin isabetsiz eylemleri gerçekleşmeye başlar. Zaten zulmün ölümü, sessiz kalan, şaşıran ve karışan zihnin yeni bir diriliş sürecine geçtiği toparlanma ile gerçekleşir. Hepimiz yeni bir toparlanma sürecine geçmek zorundayız. İnsanlığın küresel çapta dirilişi gerçekleşmeden yeryüzünü cehenneme çeviren zalimlerin yıkılış ve çöküş dönemi çağlar ve çağlar boyu ertelenir. Zulmü artanın çöküşü yakın olur. Çöküş sürecinde zalim derdest edilmeli ve mazluma ferah bir dünyanın önü açılmalı. Bu hepimizin üzerine düşen büyük bir sorumluluktur.
Siyonist Katz Erdoğan'ı hedef gösterdi
12.04.2026
Masonlara kayyum atandı
12.04.2026
Trump, Papa'ya saldırdı
13.04.2026
İSRAİL SONA YAKLAŞIYOR - Mehmet Taşdöğen
19.03.2026
Tom Barrack'tan Epstein itirafı
19.03.2026
Eleştiri ve Ahlak YUSUF YAVUZYILMAZ 11.04.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026