Umran Dergisi Mart 2020 /307. Sayı Çıktı!...
KISKAÇTAKİ TÜRKİYE
-İdlib, RAND Raporu ve Varolma Mücadelesi-
İdlib’teki katliamların da gösterdiği gibi kabuğunu kırmaya çalışan Türkiye dış politika ve güvenlik konusunda çok büyük bir kırılma ve krizle karşı karşıya! Karşımızda, perde arkasında ne tür bir antlaşma yaptıkları belli olmayan küresel güçler var. ABD ve Rusya değil elbette; Avrupa ekseni, Arap dünyasının iş birlikçi yönetimleri ve başkaları da Türkiye’yi kandırmakta, yapılan antlaşmalara uymamakta ve ülkeyi ateşin içine atmak için var gücüyle uğraşmaktadırlar. Anlaşılan o ki Türkiye’nin birçok alandaki atılımları başkalarına ciddi bir rahatsızlık verdi ve ülkenin kendi başına bırakılmaması noktasında açıkça dillendirilen bir mutabakat oluştu.
Dünya dengelerinin sallandığı şu günlerde, Suriye’deki kargaşanın ülkemiz açısından doğurduğu tehditler, Gezi olayları ile ilgili verilen berat kararı, Türkiye’nin baş döndürücü gündemi ve iç politikadaki çalkantılar ile ortalık toz duman içinde! İşte böylesi bir süreçte ocak ayının başlarında yayımlanan RAND’ın Türkiye raporundaki belli kısımlar üzerinde durulması gerekiyor. Raporun Türkiye’yi yeniden ABD’ye “itaatkâr müttefik” hâline getirmek için nerelerin kaşınacağı, nerelere kalıcı yatırım yapılacağı ve kimlerle uğraşılacağına dair bize bir hayli ipucu sağladığı su götürmez bir gerçek. Türkiye darbe başta olmak üzere her zaman, her türlü müdahale ile karşı karşıyadır ki RAND Raporu da -artık nasıl olacaksa- bunun yapılması gerektiğine işaret etmektedir. Türkiye’nin başkan Erdoğan bağlamında otoriter bir yapıya bürünerek, gittikçe milliyetçi bir çizgiye kaydığını, bunun da onu “zor müttefik” hâline getirdiğinin altını çiziyor rapor.
Küresel çevrelerin oyunlarının farkında olan ve bu oyunlara karşı farkındalık oluşturan İslâmcılık ve İslâmcılar, hedef hâline getirilmiştir. Hedef kılmanın nedeni, fikri olarak İslâmcılık hareketini yok saymaya ve onu tümüyle tasfiye etmeye matuftur. Karşılaştığımız güçlükler ve zulümler nedeniyle sadece Batı’yı, ABD’yi, Rusya’yı, İsrail’i suçlamak yerine öncelikle kendimize dönüp bakmamız gerekmektedir. Müslümanlar ya üzerlerine düşen görevi yaparak bu ateşten kurtulacak ya da hep birlikte yanacaklardır. Türkiye’nin, dönemsel şartların zorladığı edilgenliği aşabilmesi için evvela nereye ait olduğuna, hangi değer sisteminden ilham alması gerektiğine karar vermesi mutlak zaruridir. Sonrasında ise maruz kalınan dönüştürme siyasetleriyle mücadele edebilecek bir bilincin inşası yolunda canla başla çaba gösterilmelidir. Artık, derdi davası olan insanların bir araya gelmesi, beraber yürüyerek “Biz” olması zamanıdır.
Bazı Başlıklar:
Kıskaçtaki Türkiye Dost Kim? Düşman Kim?/Metin ALPASLAN
RAND Raporu FETÖ ve CIA’in İşgörmezlik Raporu/Sıbğatullah KAYA
Musaddık’ı Yalnızlaştırarak Darbe ile Düşürme Stratejisi/Burhanettin CAN
Batılılaşma Sürecinin Önemli Mekânı Olarak Beyoğlu/Celalettin VATANDAŞ
İsrail’le Karşılıksız ve Aptalca Normalleşme/Muhammed KERİŞAN
Şiir, Bütün Kavşaklarda/Metin Ö. MENGÜŞOĞLU
Umran Dergisine Abone Olmak için
Trump’ın Barış ve Savaşı / Mehmet Taşdöğen
31.05.2026
Kurban yakın eder ırağı|Vahdettin İnce
31.05.2026
PKK, ismini değiştirdi
05.05.2026
Nezaket Üzerine Birkaç Kelam |Tuğba Kayaer
06.05.2026
KURBAN'LA GÜLÜMSET
06.05.2026
Ateşkese rağmen Lübnan'a saldırılar sürüyor!
05.05.2026
Direniş Hattının Direnci DERVİŞ ARGUN 01.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -6 ÜSTÜN BOL 03.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026