metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Kültür - Sanat

Çocuk Hakları Nasıl Korunur / Hatun ÖZKÜMÜŞ

09.08.2022

Hakların genel çerçevesi yasalarla, örf ve adetlerle korunmaktadır. Kişiler kendi haklarının korunması konusunda isteklidirler ve bunun için gerektiğinde çaba harcarlar.               

Çocukların yaşlarının küçüklüğü ve gelişim düzeylerinin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle onları hassas bir grup olarak değerlendirmemiz gerekmektedir. Çocukların haklarının, anne karnında hayata tutunma aşamasında başlaması, çocuk haklarının korunması meselesinin; nitelik, süreç ve çocuklardan sorumlu kişilerin yükümlülüğü açısından da değerlendirilerek çok boyutlu ele alınmasının gerekliliği düşünülmektedir.    

Çocukların haklarının koruması, mevcut hukuki kuralların yanında, çocuklara şevkat göstermek, onları kötülüklerden korumak, çocuklara iyiyi ve güzeli göstermek ile kendilerine hayatta kullanabilecekleri temel doğruları öğretmekle gerçekleşir. Onların hayata ilişkin doğruları zamanında öğrenmeleri çocuk haklarının korunmasını da kolaylaştıracaktır. Çocukları çeşitli risklerden korurken onların kendilerini bir suçun mağduru olmaktan veya suça sürüklenmekten korumayı öğrenmeleri de ayrıca önem taşımaktadır.

İnsanın dışarıdan aldığı ilk mesajlar, bir konu hakkındaki ilk izlenimler daha sonra gelen benzer konular için düşünce basamağı oluşturmaktadır. Bu nedenle erken dönemde hakları yeterince korunmamış çocuklar büyüme çağında doğru olanla yanlışı ayırmakta güçlük çekeceklerdir. Yetişkinler ise çocukların hak kaybına uğramadan büyüme ve gelişmelerini sağlamalarına yardım etmeyi gaye edinmelidirler.  

 Yunus Emre’nin kendi öğrenme sürecinde, düzgün ve kusursuz odun seçip, toplama çalışması yapması aslında çocuklar ve gençler için ‘’iyiyi, doğruyu, güzel olanı ‘’ arama bulma eğitiminin ihtiyacını bize göstermesi bakımında bir örnektir.

 Çocukların büyüyüp, gelişme, korunma gibi ihtiyaçlarının zamanında ve doğru karşılanması, çocuk sahibi veya bir çocuktan sorumlu olan büyüklerin çocukların hayatını olumsuz etkileyecek mağduriyetlerden onları nasıl koruyacağını, çocukların sağlıklı büyüyüp, gelişmesinin önündeki engelleri nasıl kaldıracağının en azından bilgisini bilmesi gereklidir.

Dışarıdan bir göz tarafından hangi çocuğun hangi haklardan mahrum büyümekte olduğunu tesbit etmek her zaman mümkün olmamakta ve bu problemden kaynaklanan sıkıntının telafisi zorlaşmaktadır. Özellikle toplumsal değerlerden yoksun büyüyen çocukların daha sonraki hayatlarında ne tür sıkıntılar yaşayabileceğini kestirmek, ya da görebilmek kolay değildir.

Çocukları korumak öncelikle çocuğun ailesinin ve yakın çevresinin vazgeçilmez görevidir. Aileler bu konuda yeterince sorumluluk almalı ve kendi çocukları için de içlerindeki merhamet duygusunu geliştirmelidirler. Çocuğumun iyiliği için ne yapmalıyım? Sorusu sık sık hatırlanmalıdır.

Bunun yanında toplumun bütün fertlerinin çocuklarla ilgili ortak görevleri vardır. Çünkü çocuklar yaşadıkları toplumun geleceğidirler. Bugün ihmal edilmiş bir çocuk yarın bizim komşumuz veya çocuğumuzun arkadaşı olabilir. Ailenin kendi çocuklarından sorumlu olmasının yanında toplumdaki her ferdin komşudaki, sokaktaki çocukla ilgili sorumluluklarının olduğu da unutulmamalıdır.

Aileler, kurumlar, yasalar, öğretmenler ve diğer uzmanlar çocukların fiziksel, sosyal, kültürel yönden sağlıklı büyümeleri için çalışmaktadırlar. Ancak günlük hayatta karşılaştığımız çocuklarla iletişim dilimiz, örnek oluşumuz, çocuklara duyduğumuz merhamet onların sosyal hayata uyumlu ve etkili katılımlarına yardım eder. Çocuklara gösterilen davranışların inceliği, kullanılan cümlelerin güzel içeriği onlarda olumlu izler bırakır.

Çocukların haklarının korunmasında, onların doğuştan getirdikleri ilgi, istidat ve yeteneklerinin geliştirilmesinin çalışılması, toplumun değerlerinin çocuklara hissettirilmesi, milli ve manevi kültürümüzün onlara aktarılması, çocuklarımızın okuyan, düşünen, araştıran, üreten ve kendi benliklerini oluşturup koruyabilen kişiler olmaları yönünde gerekli faaliyetleri yürütmek başta anne, baba ve eğitimciler olmak üzere sorumluluk sahibi toplumun her üyesinin görevi olmalıdır.

Çocukların büyüme ve gelişmelerinin önündeki engelleri kaldırmamak onları ihmal etmek anlamına gelir. Fakat ihmalin varlığını fark etmek çoğu kere ihmalden kaynaklanan somut bir sonucun görülmesi ile anlaşılmaktadır. Ayrıca çocuğun bakımından sorumlu olan kişiler çocuğu ihmal ettiklerini fark etmeyebilirler de. Bu konuda insanların duyarlılığını artırmak işe yarayabilir. Büyüme ve gelişme döneminde ihmal edilmenin izleri yıllar sonra bile ortaya çıkabilmektedir.

Bugün gazete haberlerinde okuduğumuz özellikle genç insanların karıştığı suçların, başlarına gelen çeşitli sıkıntıların, yoksunlukların çoğu zaman adı konmamış, fark edilmemiş çocukluk çağındaki yaşadıkları ihmallerin sonucu olduğunu görebiliriz.

Bir çocuğa sahip olan anne, babanın veya çocuklardan sorumlu olan kişilerin her zaman çocukların lehine kararlar alıp uyguladıklarını varsayarız. Böyle de düşünmemiz gerekir.

Çocukların haklarının korunmasında; onların mahremiyetini her mecrada korumak şimdilerde daha dikkatli olmamız gereken konulardandır. Anne, babaların tutum ve davranışlarının, kullandıkları kelimelerin, izledikleri görsellerin çocuklara olumlu örnek oluşturması beklenmektedir.

Çocukların barınma ve korunmaları için güvenli aile ortamına, sağlıklı büyümeye, doğru beslenmeye, olumlu kişilik geliştirmeleri için ahlaklı bir sosyal çevreye, hayatlarını sürdürebilmelerini sağlayacak eğitim almaya ihtiyaçları olduğundan bu konularda boşluk bırakmadan çocuk haklarını korumak konusuna bütüncül bakılmalıdır.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Hatice Altuntaş | 16.08.2022 00:03
Emeğine sağlık Hatuni çocuk ebeveynlerine akrabalarına topluma ve devlete emanettir onların psikolojilerinei dogalarına cinsiyetlerine uygun davranılması çok önemli fakat õncelikle aileden başlamak üzere çocuklar ayrımcılık görünce değersizlik hissine kapılmak da ve yargılanarak eleştirilerek sevgi ve şefkatten Mahrum kalmakta duygusal psikolojik fiziksel ve benzeri şiddet türlerine maruz kaldıklarında topluma yaralı bir birey olarak katılmak durumunda kalıyorlar Her işte ustalık Liyakat tecrübe aranırken anne baba olurken hiçbir eğitim hiçbir koşul yok maalesef Avrupa'da devlet çocuğu korurken öğretmenin ve komşuların dikkatine başvurur Biz de bu tür tedbirler yok çocuk Dört Duvar Arasında bırakılmamalı Çünkü zayıf ve savunmasız Etrafı onu kontrol eden denetleyen mekanizmalarla kuşatılmalıdır hakeza yaşlılar içinde durum böyle onlar da artık çocuk oluyorlar devletin ebeveynine bakan yakınlarına verdiği imkanları kullanıp denetim olmayınca onları yine ilgisiz bırakabiliyorlar
Sayenizde Kurban