metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Yorum - Analiz

 Trump, General 'Pirus'un gölgesiyle (hayaletiyle) karşı karşıya kalabilir-Hassan Aourid  

18.03.2026

 

Çeviri Hasan Kanat/ Hertaraf Haber

ABD ve İsrail’in İran Stratejilerindeki Yol Ayrımı: "Cerrahi Müdahale" mi, "Kangrenli Uzuv" mu?

Washington Post analisti Fareed Zakaria, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yürüttüğü savaşın karmaşıklığını ele aldığı makalesinde, iki müttefik arasındaki temel stratejik çatışmaya dikkat çekiyor. Zakaria’ya göre en büyük engel, iki ülkenin birbiriyle çelişen gizli ajandaları.

Stratejik Hedeflerdeki Makas Aralığı

İsrail, İran’ın Beşşar Esad Suriye’sine benzer bir kaos ortamına sürüklenmesinden ve bölgesel yansımalarından çekinmiyor. Hatta bu durumu kendi lehine bir fırsat olarak görüyor. Öte yandan ABD ise, Irak’ta Saddam Hüseyin sonrası yaşananlardan çok daha şiddetli bir kaosun bölgeyi esir almasını istemiyor. Washington, bu noktada Körfez komşularıyla benzer bir kaygı paylaşıyor: ABD "cerrahi bir operasyon" ile rejimi ayıklamayı hedeflerken, İsrail tüm gövdenin çürümesi pahasına bir "ampütasyon" (uzuv kesme) peşinde koşuyor.

Sarsılan Senaryolar: "Şok ve Dehşet"in Başarısızlığı

ABD’nin savaşa girerken masada tuttuğu "Venezuela Modeli" (sistemi koruyup lideri devirme) artık geçerliliğini yitirmiş durumda. "Şok ve Dehşet" stratejisi; Dini Lider Ali Hamaney, üst düzey askeri ve istihbari figürler ile Devrim Muhafızları komutanlarının suikastla ortadan kaldırılmasına rağmen beklenen yıkıcı etkiyi yaratmadı.

İran İslam Cumhuriyeti, bu ağır darbeleri "Mozaik Yapılanma" (birimlerin bağımsız karar alabildiği esnek yapı) sayesinde absorbe etmeyi başardı. Ayetullah Ali Hamaney’in ardından oğlu Mücteba Hamaney’in yeni Dini Lider olarak seçilmesi, sistemin ideolojik sürekliliğini koruma kararlılığını gösteriyor. Mücteba’nın babasının karizmasına sahip olup olmadığı tartışılsa da, asıl amaç Devrim Muhafızları’nın radikal çizgisini sürdürebileceği bir "şemsiye" oluşturmak.

Halkın Tepkisi ve Stratejik Hatalar

Washington’un 1953’teki Musaddık darbesini tekrarlayıp Şah rejimini geri getirme hayalleri, İran halkı ve muhalefeti nezdinde karşılık bulmuyor. Aksine, ABD’nin Minab’daki bir okulda onlarca kız çocuğunun ölümüne yol açan saldırısı ve İsrail’in petrol rafinerileri gibi sivil altyapıları hedef alması, halkı sokağa dökmek yerine sessizliğe ve tepkiye itti.

Ayrıca ABD’nin Kürt kartını oynama girişimi, muhalefetin "ülkenin bölünmesi" korkusuyla geri çekilmesine neden oldu. Trump’ın İran’ın toprak bütünlüğünü (teritoryal mühendislik) tartışmaya açan açıklamaları, rejimi ülkenin tek koruyucusu konumuna getirdi.

 

Askeri Dengeler ve Ekonomik Savaş

Askeri alanda ağır darbeler alan İran, buna rağmen ABD ve İsrail hedeflerini şaşırtıcı bir isabetle vurarak şaşkınlık yarattı. Tahran yönetimi, savaşı genişleterek Körfez ülkeleri, Irak, Ürdün ve hatta Türkiye ile Azerbaycan’ı da içine alan bir gerilim hattı oluşturmaya çalışıyor.

Bu riskli hamlelerin yanı sıra Devrim Muhafızları, savaşı ekonomi cephesine taşıyarak Hürmüz Boğazı ve enerji arz zincirlerini hedef alıyor. ABD zamanı daraltıp bir an önce sonuç almak isterken, İran savaşı zamana yayarak küresel enflasyonu ve petrol şokunu bir silah olarak kullanıyor.

 

Trump’ın Açmazı ve Yeni Dünya Düzeni

ABD’nin askeri üstünlüğü tartışılmaz olsa da, bu durumun bir "stratejik yenilgiye" dönüşme ihtimali masada. Trump, Kongre’de çoğunluğu kaybetme riski ve MAGA hareketinin savaşa yönelik yükselen tepkisiyle karşı karşıya. Bu tablodan en kârlı çıkan aktörler ise kuşkusuz Rusya ve Çin.Netanyahu’nun "Yeni Orta Doğu" Planı:İsrail Başbakanı Netanyahu ise bu kaosu üç ayaklı bir plan için fırsat görüyor:İran rejimini devirerek bölge haritasını yeniden çizmek."Büyük İsrail" idealine yaklaşmak.Filistin meselesini tamamen bitirerek Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Gazze’yi bir "Bantustan"a (Apartheid dönemi Güney Afrika’sındaki sözde özerk bölgeler) dönüştürmek.

Sonuç: Bir Varlık Yokluk Sınavı

Dünya, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan hukuksal ve ahlaki sistemin çöküşüne tanıklık ediyor. "Orman kanunları"nın hakim olduğu bu geçiş döneminde Arap dünyası bir varoluş kriziyle karşı karşıya. İran halkı için ise tek çıkış yolu; hegemonya hayallerinden arınmış, komşularıyla barışık, toplumsal egemenliğe dayalı yeni bir "Perestroika" (yeniden yapılanma) sürecidir. Savaşın ortasında bile, savaş sonrası için arabuluculuk girişimlerine duyulan ihtiyaç her zamankinden daha hayati bir önem taşıyor.

 Hassan Aourid    - EL- CEZİRE         

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş